Bir
pastaseverseniz gezilerinizin de en özel uğrak yerleri pastaneler oluyor.
Gitmeden önce planlarınızı güzel
pastalar bulabileceğiniz noktalara göre ayarlıyorsunuz. Ki bizde tam olarak
öyle yaptık. Belgrad gezimizden önce biri pastane diğeri, tatlısı da güzel olan
akşam yemeği yiyeceğimiz bir café olmak üzere iki pastasal mekan seçtik .
Café ‘yi
başka bir yazımda detaylı olarak yazacağım bu yüzden önce Mandarina’yı sizlerle
paylaşmak istiyorum.Belgrad’ta sokak aralarında şehri turlayıp , sıra dinlenmeye ve çay içmeye geldiğinde rotamızı hemen pastaneye çizdik. Fotoğraflardan , yorumlardan o kadar ilgimizi çekmişti ki , görmek ve deneyimlemek için sabırsızlanıyorduk.
Gittiğimizde tam olarak umduğumuzu hatta fazlasını bulduk. Şahane minik butik bir pastane düşünün. Renkleri, uyumu, görsel dizaynı, vitrini şirin mi şirin bir pastane, içi muhteşem pastalarla ve el yapımı çikolatalarla dolu sıcacık bir mekan.
Hem görsel açıdan tam bir sanat eseri hem de tatlarıyla gerçekten başarıyı yakalamış bir yer. Ayrıca o kadar çok çeşit var ki adeta kendinizi kaybediyorsunuz. Bizim alışık olduğumuz gibi kocaman kocaman da değil. Minimal poriyonları var ve almadan önce size tek tek anlatılıyorlar, icerigi ile ilgili açıklama yapıyorlar. Böylece kendinize en uygun olanını seçme şansıız oluyor. İşin tek kötü yanı şuydu ki hepsini denemek istiyorsunuz ve tabiki bu mümkün olmuyor ..
Fotoğraf olarak sadece yediklerimizi paylaşacağım ama eklediğim linkten instagram sayfalarını görebilirsiniz. Eğer yolunuz düşerse muhakkak uğrayın derim. Dilerim leziz bir fikir olmuştur. Not: el yapımı çikolataları da harika 😍













