25 Nisan 2019 Perşembe

Denebunu Nisan Kutusu



Nisan bitmeden bir blog yazısıyla daha buradayım. Hem deee en sevdiğim yazımla.
Denebunu kutusu bu yıl ilk defa toplamda 2. defa olmak üzere bana da çıktıııı. İçinde neler mi vardı gelin birlikte bakalım.

Bizim Mutfak Kemik Suyu Bulyon (12 tablet)
Diadermine Hydralist Detox Maskesi (1 Adet)
Diadermine Hydralist Express Nem Maskesi (1 adet)
Diadermine Hydralist Serinletici Maske (1 adet)
Getir yemek İndirim Kodu
got2b Fresh it Up Volume Kuru Şampuan (200 ml)
M.A.C Mağazaları'nda Geçerli 15 Dakikalık Makyaj Uygulaması
Tchibo Mazagrande Classic (250 ml)


Kemik suyu bulyonu çok duymuş ve çok çok merak ediyordum. Aslında bulyon evimize pek girmez çok da tüketmemeye çalışırız ama bunu kesinlikle deneyeceğim. Diadermine serisine ise hafta sonu hızlıca başlıyorumm bakalım memnun kalacak mıyım ? Getir yemek indirim kodunu ve MAC makyaj uygulamasını da heyecanla kullanacağım.  Got2b'ye gelince aslında ben kuru şampuan çok kullanırım ama bu markayı hiç bilmiyordum. Denemek için bahane oldu. Son olarak Tchibo limonatalı kahveli içeceği de akşam deneyeceğim. Biraz yadırgadım ama Tchibo'ya güveniyorum :)

Bakalım bir sonraki denebunu kutum ne zaman gelecek ve içeriği nasıl olacak şimdiden çok heyecanlıyım:)
Bir sonraki kutuda yeniden görüşmek dileğiyle çokçaa sevgilerrrr ..

4 Nisan 2019 Perşembe

Konuk Yazarlar ( Sade ve Derin )



Merhabalarrrrr ,

Dün bloklar arasında turlarken sevgili Deeptone’nun bloğunda rüyasını anlattığı , çok güzel kurgulanmış bir yazısını okudum. Dikkatimi neden çekti derseniz tabi kiiii pasta temalı olmasındandıııı...

Sonra hemen bir beyin fırtınası yaptım, sevgili deep’e yazısını sayfamda paylaşıp paylaşamayacağımı sorabilir ve hattttaaaaa, pasta temalı konularda yazılar yazmış sevgili blogger arkadaşlarımı sayfama konuk edebilirdim… Fikir harika değilll miiii amaaa.. Sizler de pasta tariflerinizi pasta temalı yazılarınızı sayfamda görmek isterseniz her zamannn beklerimmmmm 😊

Hemen başlıyorum ;


Mimarım. Çin mafyası birinin doğum günü için benden mimari şekilli bir pasta yapmamı istiyor. İstedikleri bina da King Kong’un tırmandığı bina. King Kong, New York’a gittiğinde bir gökdeleni kendi vatanındaki uzun taşlara benzetmişti.

Yapıyorum ben de. Yaklaşık 1.60 metre yüksekliğinde pastayı siyah çikolatalı bir bina şeklinde yapıyorum. Pencereleri de güzel gözüküyor. Kong’u da binaya tırmanır şekilde yapıyorum. Onun tırmanırken tahrip ettiği duvarları krem şanti ile belirtiyorum, parçalanan cam görüntüsü olsun diye şeker kullanıyorum.

Bitirdiğimde mafyalar pastayı görmeye geliyor ama beğenmiyorlar. Kong’u çirkin yapmışsın diyorlar. Pastanın siyah renk ağırlıklı olmasını da sevmiyorlar. Ben de, ama siz mafya insanısınız, siyah seversiniz, diyorum. Kabul etmiyorlar. Beyaz çikolatadan tekrar yap diyorlar. İtiraz ediyorum.

Çok zor aynısını tekrar yapmam, diyorum. Sinirleniyorlar. Silahlarını çektiklerini görünce, kaçmaya başlıyorum oradan. Pencereden dışarı çıkıyorum. Binanın duvarlarından aşağı inmeye çalışıyorum. 

Bir yandan da düşünüyorum. Kendimi yapsam bir dahakine, Kong yerine. Ama daha güzel yapayım tabii. Pastayı beyaz çikolatalı yapayım. Kendimi de frambuazlı.

29 Mart 2019 Cuma

Mim : Bir Şehir Olsam !


Merhabalarrrr, sevgili blogger arkadaşlarım ve çok sevgili okuyucularım; son günlerde daha çok yazacağım neler yazabilirim düşüncelerimin bir çıktısı olarak küçük bir mim yazısı ile karşınızdayım. İlk defa bir mim yazısı hazırlıyorum ve inanın çok heyecanlıyım. Daha önce yapılan bir mim miydi onu da bilmiyorum, eskiler bu konuda bana yardımcı olur belki. Son olarak yazıma başlamadan önce küçük bir ricada bulunmak istiyorum, lütfen bu mime katılan herkes, ve mimlenerek katılan herkes  yorum olarak bu yazı altına KATILDIM yazabilir mi ? Böylelikle bende her katılımcının mim yazısını okumuş olurum.  Hiçbirini kaçırmak istemiyorum çünkü. Şimdiden çokkk teşekkürler. Çookça sevgilerrrr...
 Bir şehir olsam mesela hangisi olurdum ?
Lofça (Bulgaristan) : Babasının Babasının Babasının Babasının … Özümün doğduğu yaşadığı şehir. 
Kırkareli : Babamın doğduğu 2 yaşına kadar yaşadığı bana ben Avrupalıyım dedirten şehir.
Manisa : Anneciğimin doğup büyüdüğü çocukken her yaz tatilinde gitmeyi iple çektiğim şehir.
Samsun : Annemin kütüğü, bir kere gittiğim çok mu çokkk sevdiğim şehir.
İzmir : Üniversite yıllarımda gittiğim asla dönmek istemediğim hayatımın en özgür 3 yılını yaşadığım aşık olduğum şehir. Yeri bende hep çok özel olacak olan. Her sene en az 1 kere gitmem gereken şehir.
İstanbul : Doğup büyüdüğüm yaşadığım şehir.
Batum (Gürcistan) : İlk yurtdışı deneyimimi yaşadığım, huzurlu ama canlı liman kenti.
Belgrad (Sırbistan) : Tuna ile Sava nehirlerini birleştirdiği gibi , eşimle beni düğün ve sevgililik süreci sonrası huzura kavuşturan balayı tatili yaptığımız, benim için yeri çokkk özel olan şehir.
Novi Sad (Sırbistan ) : Tuna nehrinin kıyısında Belgrad'tan çok daha sessiz sakin ve huzurlu olan kültür şehri.
Rize : Malum mesleğim çay ve çay denince akla ilk gelen canım Rize. Havasına, suyuna, taşına, toprağına, mavisine , binbir ton yeşilineee selam olsunnn.
Balıkesir : İlk kız kıza tatilimiz. Ah ne güzeldi ..
Ve diğerleri ..

Hepimizin yaşamında yer eden ,iz bırakmış , yeri çok özel olan pek çok şehir vardır değil mi ?
Ama bir de kesinlikle ben bu şehrin insanıyım dediğimiz bir şehir var.
Yıllar önce üniversitedeyken demiştim ki ;

İzmir benim için tam anlamıyla iyi gün dostu, yaşadığım en güzel günlerime eşlik eden hatta onu daha da iyi eden şehir. Özgürlüğüm , gençliğim ,hatıra defterim. Yeri hep özel kalacak olan..  İstanbul’um ise anne gibi bana. Başım sıkıştığımda kaçabileceğim anavatım. Belki doğup büyüdüğüm için memleket gibi olduğundan. Belki de stresine , yoğunluğuna alışıp kendimi bu şehirde tam olarak hayatın ortasında hissettiğimden. Bazen İstanbul’u yaşamasam da en azıdan İstanbul’da yaşadığımdan benim şehrim kesinlikle
İSTANBUL .. 

Ve mimlediklerimmm..

Ebemkuşağı
İncidennotlar
Mavianne
Ve dileyen herkesssslerr ..
*Resim pinterestten alınmıştır.


28 Mart 2019 Perşembe

Mandarina (Belgrad)


Bir pastaseverseniz gezilerinizin de en özel uğrak yerleri pastaneler oluyor. Gitmeden önce  planlarınızı güzel pastalar bulabileceğiniz noktalara göre ayarlıyorsunuz. Ki bizde tam olarak öyle yaptık. Belgrad gezimizden önce biri pastane diğeri, tatlısı da güzel olan akşam yemeği yiyeceğimiz bir café olmak üzere  iki pastasal mekan seçtik .
Café ‘yi başka bir yazımda detaylı olarak yazacağım bu yüzden önce Mandarina’yı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Belgrad’ta sokak aralarında şehri turlayıp , sıra dinlenmeye ve çay içmeye geldiğinde rotamızı hemen pastaneye çizdik. Fotoğraflardan , yorumlardan o kadar ilgimizi çekmişti ki , görmek ve deneyimlemek için sabırsızlanıyorduk.
Gittiğimizde tam olarak umduğumuzu hatta fazlasını bulduk. Şahane minik butik bir pastane düşünün. Renkleri, uyumu, görsel dizaynı, vitrini şirin mi şirin bir pastane, içi muhteşem pastalarla ve el yapımı çikolatalarla dolu sıcacık bir mekan.
Hem görsel açıdan tam bir sanat eseri hem de tatlarıyla gerçekten başarıyı yakalamış bir yer. Ayrıca o kadar çok  çeşit var ki adeta kendinizi kaybediyorsunuz. Bizim alışık olduğumuz gibi kocaman kocaman da değil. Minimal poriyonları var ve almadan önce size tek tek anlatılıyorlar, icerigi ile ilgili açıklama yapıyorlar. Böylece kendinize en uygun olanını seçme şansıız oluyor. İşin tek kötü yanı şuydu ki hepsini denemek istiyorsunuz ve tabiki bu mümkün olmuyor ..
Fotoğraf olarak sadece yediklerimizi paylaşacağım ama eklediğim linkten instagram sayfalarını görebilirsiniz. Eğer yolunuz düşerse muhakkak uğrayın derim. Dilerim leziz bir fikir olmuştur. Not: el yapımı çikolataları da harika 😍
  


                                                İnstagram/MandarinaCakeShop

26 Mart 2019 Salı

21 Mart 2019 Perşembe

Neler Yapıyorum #5 Aşk Çayı


Evlenndimmm ve geldim :) Ben miydim monotonluk severim tekdüze yaşam severim diyen. Son 3 ayım neredeyse hep bir aksiyon içerisinde geçti. Evlenmek isteyenlerin dikkatine çok koşturmacalı günler sizi bekliyor.Hele ki yoğun tempolu bir işiniz varsa bu süreçte 7 gün de 24 saat de size yetmiyormuş. Neyse hayıflanmayı bir kenara bırakayım çok şükür koşturmaca geride kaldı.Vakit yeni düzeni oturtma vaktidir diyorumm ve bloğuma geri dönüyorum. Bir kere herşeyden önce evlilik çocuk her ne olursa olsun insan kendine zaman ayırmaktan asla vazgeçmemeli diye düşünüyorum. Yazacağı birkaç satır, tek başına izleyeceği bir film, okuyacağı kitaplar, sakin bir kahve molası muhakkak olmalı. Tam da bu sebepten küçük bir aradan sonra yeni yazı fikirlerimle buradayım. Neler yapıyorum serisinin bir parçası olarak, düğün hazırlıklarımdan tabi ki biraz bahsedeceğim. Özellikle de el emeklerimden. Malum düğünler, kınalar , nişanlar hediyesiz olmaz. Ben de dedim ki benim hediyem beni yansıtsın ve çay olsun. (Mesleğimin çay tadımcılığı olduğunu burada belirtmem gerekiyor tabi) Öncelikle şefimle tarçın,vanilya ve gül kokulu farklı bir harman yaptık ve adını aşk çayı koyduk. İş çıkışı harmanımı alıp, (akşam çayı eşliğinde) tek tek deney tüplerine doldurdum ve biraz da süsledim. Sonuç olarak ortaya tam olarak beni yansıtan bir hediyelik çıkmış oldu. Dileyen afiyetle içti , dileyen hatıra olarak sakladı. Dilerim sizler de beğenirsiniz. Görüşmek dileğiyle. Şimdilik çokça sevgiler.
 
 





19 Şubat 2019 Salı

Denebunu Aralık Kutusu


Çokça yazmak istediğim ama asla fırsat bulamadım bir dönemdeyim. Hem burayı ihmal etmemek hem de arayı çok açmamak için hem de yazılacaklar listesinden düşmek için kısa bir yazıyla buradayım.
DeneBunu sayısı ilk kez bana da çıktı a dostlarrrr.
Küçük denemelikleri çok ama çok sevdim.
Öncelikle kutu elime geçince çok heyecanlandım :)


               İçinde küçük küçük ciciler vardı . Simple yüz yıkama jeli, dove şampuan ve persil jel.


Bir de benim hiç bilmediğim ama herkesin çokkkk memnunum dediği WD-40 her eve lazımmış öyle diyorlar :) Bakalım memnun kalacak mıyım ?

Şimdilik bu kadar düğün sonrası uzun uzun yazacağım azıcık kaldı , dua edin.
Çokkkçaaa sevgilerrrr..
Sibella..